NUTUK’TAN ÖĞRENDİKLERİM - Haberler - Gazipaşa Sahil Gazetesi
Online
 
 

 

 
Döviz Kurları

 
Sinema Filmleri
 
NUTUK’TAN ÖĞRENDİKLERİM

 

                Türk Ulusu, bağımsızlığına düşkün bir ulustur. Sömürge olmayı, tutsak olmayı asla kabul etmez. Yedi Düvel’e karşı savaşmak ve düşmanı denize dökmek bağımsızlığına düşkünlüğünün tarihsel bir kanıtıdır.

                Türk Ulusu, demokrasi kültürünü benimseyen ve özümseyen bir ulustur. Sömürgeciliğe karşı özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini Meclisi ile birlikte veren bir ulusa, yönetim biçimi olarak demokrasi yakışır. Cumhuriyet ile demokrasi birbirine karşıt kavramlar değildir; Türk Devrim Tarihi’nde bu kavramların birbirini tamamladıkları görülür. Cumhuriyet’in ilânı, kuruluş sürecinin tamamlanması ve çok partili toplumsal yaşama geçiş bu düşünceyi doğrulayan gelişmelerdir.

                Demokratik toplumlar, özgür yurttaşlardan oluşur. Özgür yurttaş, aklını, iradesini ve vicdanını yaşamın tüm süreçlerinde bir başkasına bağımlı olmadan kullanabilen vatandaştır. Avrupa’da ve uygar dünyada yurttaşlık hakları, uluslaşma sürecinden sonra kazanılan haklardır. Fransız Devrimi (1789), ulus olma olgusunu ortaya çıkarır. İnsanlar, yurttaşlık haklarını kazanmak için, canları dahil çok bedel öderler. Bunun sonucunda monarşiler ve krallıklar yıkılır. Onun yerine, ulus egemenliğine dayalı yönetimler kurulur.

                Atatürk ve İnönü gibi devlet adamları, siyaset ve kültür birikimleri ile Avrupa’nın bir-iki asırda gerçekleştirdikleri bu yönetim devrimini, tarihin çok kısa bir dilimi içerisinde başarırlar. Yani, Türk Devrimi ulusumuza egemenlik, yurttaşlarımıza haklar kazandırır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde “Egemenlik, kayıtsız-şartsız milletindir.”

                Egemenlik, güçtür, yönetme gücüdür; yönetme hakkıdır. Bağımsız bir devlet olmadan egemenlik hakkını kullanmak mümkün değildir. Nutuk okunurken görülecektir ki, işgal devletleri başta ne Osmanlı İmparatorluğu’na ne de Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ne egemenlik hakkını kullandırmazlar. Çünkü Mondros ve Sevr Antlaşmaları ile egemenlik hakkımız elimizden alınır. Milli Mücadelede, İnönü, Sakarya, Başkomutanlık ve Büyük Zafer’den sonra egemenlik hakkı kazanılır. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan Barış Antlaşması’nın sonucunda tescil edilir.

                Cumhuriyet, İslâm Dini’ne karşı bir yönetim biçimi değildir. Tersine, Müslümanlar düşman boyunduruğundan kurtulurlar ve inançlarını hür bir biçimde yaşamaya başlarlar. Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal ve arkadaşlarını uğraştıran onlarca “iç isyan” vardır. Bu iç isyanların belli başlıları, Düzce, Yozgat, Konya isyanları ile Anzavur, Hilâfet Ordusu, Yeşil Ordu ve Çerkez Ethem olaylarıdır. Bu iç isyanların ortak özelliği, dini istismar ederek halkı kışkırtmak ve milli mücadeleye karşı çıkmaktır. İç isyancılar, gizli ya da açık olarak düşmanlarla (İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, Amerikalılar) işbirliği yaparak bu çeşit isyanlara girişirler. Ayırt edici özellikleri ise, saltanat ve hilâfet yandaşı olmalarıdır. Bu anlamda, iç isyanların o döneme özgü FETÖ’vari yapılar olduğu söylenebilir. Bu tür yapılar, hiçbir dönemde, cumhuriyeti ve demokrasiyi içlerine sindirememişlerdir. Atatürk’e ve arkadaşlarına her dönemde saldırmayı sürdürmüşlerdir.

                “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi, toplumların uyması gereken yaşamsal bir ilkedir. Barış, hem iç siyasette hem de dış siyasette yaşama geçirilmelidir. Toplumların ve insanların güvene ve huzura ihtiyaçları tarihin her döneminde olagelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti laik toplum yapısını kabul eder. Laik toplum, bir hoşgörü toplumudur. İnanç özgürlüğünü esas alır. Türkiye Cumhuriyeti’nde önce saltanat, sonra da hilâfet makamları kaldırılır. Atatürk, bu konuda şöyle der: ”Türkiye halkının kayıtsız şartsız hâkimiyetine sahip olduğunu bir defa daha ve kesinlikle tekrar ediyorum. Hâkimiyet, hiçbir mana, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve rehberlikte paylaşma kabul etmez. Ünvanı halife olsun, ne olursa olsun, hiç kimse bu milletin mukadderatına ortak çıkamaz. Millet buna asla müsaade etmez. Bunu teklif edecek hiçbir milletvekili bulunamaz.”

                Atatürk, yazdığı nutkun sonunda şöyle der: “ Milletim için ve yarınki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları gösterebilmiş isem, kendimi bahtiyar sayacağım.” Ve devam eder: ”Efendiler, bu nutkumla, milli varlığı sona ermiş sayılan bir milletin istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve tekniğin en son prensiplerine dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğumu ifadeye çalıştım. Bugün ulaştığımız netice, yüzyıllardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın sonucu ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.” Atatürk, nutkunu, “Türk Gençliği’ne Hitabe” ile bitirir ve Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk Gençliği’ne emanet eder.

Tarih : 12.1.2017
Yorum Yaz
Ad-Soyad:
E-Mail :
Mesaj:
En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.
Güvenlik:
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı.

 
Haberler
964 SEÇMEN SANDIĞA G..
BÜYÜKŞEHİR Yasası ile 30 Mart 2014 yılında yapılan yerel seçimlerin ardından 'Belde' statüsünden mahalleye dönüşen Kahya..
Devamı >
TOTALİTER VE OTORİTE..
                  George ORWELL’in “1984” romanı, totaliter yönetim biçimini anlatır. Miguel-Angel ASTURIAS’ın “Sayın..
Devamı >
Denizbank'a yeni müdür
DENİZBANK Gazipaşa Şube Müdürlüğü'ne Fatih Genç atandı. Mevcut Müdür Yılmaz Aydındoğan'ın görevinden ayrılması üzerine, ..
Devamı >
Yeni Cami'de istişar..
GAZİPAŞA İlçe Müftüsü Nazif Fethi Yalçınkaya başkanlığında din görevlileriyle yapılan istişare ve değerlendirme toplantı..
Devamı >
'Hedefleri Atatürk C..
ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği (ADD) Gazipaşa Şubesi, Anayasa değişikliği ile ilgili dernek binasında basın açıklaması yaptı...
Devamı >
Ilıca ve Yeniköy'e k..
AKDENİZ Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ), Antalya'nın Gazipaşa, Muratpaşa, Kepez, Alanya, Demre, Kaş, Kemer, Kumluca, Korku..
Devamı >